GAZETE VE DERGİLERDE YER ALAN BAZI HABERLER
Damacana Pompalarındaki Tehlike 11 Eylül 2007 HABERTURK
Üniversite bünyesinde mikrobiyoloji uzmanlarının yaptığı araştırmada,
sağlıklı suyun nakliyesinde önemli olan muhafazalı damacana sularının
tüketimi için kullanılan pompalar üzerinde yapılan araştırmada çarpıcı
sonuçlar elde edildi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji
Bölümü'nde yapılan araştırmada, damacana pompalarının insan sağlığını
tehdit eden bakterilerin (Biyofilm üreten bakteriler) üremesine imkan
sağlayacak ıslak vasatlar olduğu bilimsel olarak tespit edildi.
Üniversite bünyesinde mikrobiyoloji uzmanlarının yaptığı araştırmada,
sağlıklı suyun nakliyesinde önemli olan muhafazalı damacana sularının
tüketimi için kullanılan pompalar üzerinde yapılan araştırmada çarpıcı
sonuçlar elde edildi. Laboratuar şartlarında 20 numuneden alınan 60
adet örneklemede, biyofilm oluşturan bazı bakterilerin (Bacillus sp)
ürediği belirlendi. Yaklaşık 30 gün süren araştırmada suyun dışarı
çıkışını sağlayan pompanın iç yüzeyinde bakterilerin yüzeye tutunup
yaşayabileceği ortam
olduğu bilimsel olarak tespit edildi. Yaklaşık olarak 15 gün içerisinde
bakterinin üreyebileceği ve oluşturduğu biyofilm ortamında, suyla
bulaşabilen dizanteri ve tifo gibi bazı hastalıkların nedeni olan bazı
tehlikeli bakterilerin üreyip çoğalmasına imkan sağlayabiliyor. Su
yoluyla bulaşabilecek hastalıklardan korunmak için pompanın 15-20 gün
arasında çamaşır suyu veya hijyen sağlayan maddelerle temizlenmesi
gerekiyor.
OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Mikrobiyoloji Uzmanı Prof.
Dr. Reşit Özkanca, bakterilerin farklı şekillerde insanlara
bulaşabildiğini, bunlardan bir tanesinin de su yoluyla bulaşan
hastalıklar olduğunu söyledi. Damacanaların Türkiye'de kullanımın
yaygın olduğunu, sağlık açısından mikrobiyoloji yönden durumun ne
olduğunun tespiti için çalışma başlatıldığını dile getiren Prof. Dr.
Reşit Özkanca, damacana sularında bir sağlık tehdidinin bulunmadığını,
sadece pompa kısmının su tüketen vatandaşlar tarafından genellikle
dezenfekte edilmediğini, bu yüzden sağlık riski oluşturduğunu kaydetti.
Araştırmanın sağlık açısından halkın bilinçlenmesi için çok önemli
olduğuna dikkat çeken Özkanca, "Dünya genelinde binlerce insan su yolu
ile bulaşan hastalıklardan dolayı ölmektedir. Bunların başında kolera,
dizanteri, tifo epidemileri sayılabilir. Ülkemizde su yolu ile bulaşan
hastalık oranı gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksektir. Yani su
tüketiminde hijyenik şartların ülke genelinde çok sağlıklı olduğunu
söylememiz mümkün değildir. Kullandığımız su temizliğinin yanında
saklamak amacıyla kullandığımız kaplarında temiz olması gerekmektedir.
Ülkemizde damacana su kullanımı büyük şehirlerde yaygındır. Sağlıklı ve
hijyenik yönden temiz olduğu düşünülen damacana suları değişik firmalar
tarafından kullanıma sunulmaktadır. Bu damacanaların içi veya pompaları
iyi temizlenmediği takdirde, biyofilm oluşturabilen bakteriler pompanın
iç yüzeyine tutunur ve ortamda çoğalabilir" dedi.
Çalışmada bilimsel yönden kullanılan yöntemler standart olarak
uygulandığını ifade eden Özkanca, "Mikrobiyolojik çalışmaların
gerektirdiği steril şartlar altında laboratuarda bakteri izolasyonları
yapılmış ve incelenmiştir. Damacana pompalarını dezenfekte etmeden
sürekli kullanan kişilerden 20 adet damacana pompası sağlandı. Bu
pompalar bulaşma riskine karşı naylon poşetlere konularak ağızları
bağlandı ve laboratuara bu şekilde intikal ettirildi. Standart
mikrobiyolojik şartların gerektirdiği şekilde pompaların iç yüzeyinden
ve üç ayrı bölgesinden örnekler alındı ve ekimleri yapıldı.
Mikroorganizmaların tanımlamaları laboratuarlarda yapıldı" diye
konuştu.
Özkanca, biyofilm oluşturan bakterilerin damacana pompalarında
üremesinin engellenmesi için pompalar sık aralıklarla düzenli olarak
dezenfekte edilmesi, pompanın musluk kısmındaki tıpası kullanıldıktan
sonra kapalı tutulması gerektiğini de sözlerine ekledi
İSTANBUL TİCARET ODASI GAZETESİNDE YER ALAN DENİZ SUYU VE TUZLU SUYU ARITMA SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ YAZIDAN BİR KAÇ SATIR BAŞI I3 AĞUSTOS 2007 İstanbul Ticaret Odası Gazetesi
1 Metreküp İçilebilir Deniz Suyu 30 Sent
Deniz
suyu arıtma için kullanılan Reverse Osmosis (Ters Osmoz) sistemleri ile
elde edilen 1 metreküp suyun maliyeti yaklaşık 30 sent. İstanbul halkı
birkaç yıl sonra arıtılmış deniz suyu içiyor olabilir.Çünkü İSKİ
alternatif içilebilir su kaynakları arasına çoktan deniz suyunu
ekledi.İstanbul un su kaynakları hızla azalıyor.Susuzluk tehlikesi yeni
çözümleri beraberinde getirirken, yeni sektörlerde günlük yaşantımız
içindeki yerini almaya başlıyor. Bunlardan biri şüphesiz,su arıtma
sistemleri. Özellikle de deniz suyu arıtma sistemleri.Uzun yıllarca
körfez ve arap ülkelerinin kullandığı deniz suyu arıtma sistemlerini
artık Türkiye de kullanmaya başladı.Piyasada kuyu suyu ve deniz suyunu
arıtan yerli ve yabancı markalarda bir çok cihaz bulunuyor.
Sudaki Yabancılar
Deniz
suyunu içme suyuna çevirmenin yanı sıra, bu sistemlerin en büyük
özelliklerinden biri sulardaki her türlü yabancı maddeyi giderebilmek. CRS Su Arıtma Sistemleri Tanıtım Müşaviri Murat Yaslı bu
yıl, İstanbul da geçen yıla oranla kaynak su(toplam çözülmüş madde
miktarı) TDS değerlerinin yüzde 400 oranında arttığını söylüyor.Yaslı ,
içilebilir suyun TDS değerlerinin artış nedenini su kaynaklarımızın
azalması ve kirlenmesine bağlıyor.Söz konusu kirlilik ve azalma ile
doğan temiz su ihtiyacı İsrail den, AB ülkelerinden bu işi yapan büyük
firmaların gözünü çoktan Türkiye ye çevirmelerini sağlamış durumda.
Nasıl Temizleniyor
Su
denizden ya da kuyudan (kuyu suları tuzlu oluyor) pompa yardımıyla
çekiliyor.Öncelikle içindeki katı maddelerin temizlenmesi için
filtreden geçiriliyor.Daha sonra 40 ile 60 bar basınçla “ters osmoz dan
“ geçirilerek sudaki tuz gideriliyor.Bu işlem sırasında çözünmüş tuzlar
dışında; bakteriler organik maddeler ağır metaller yüzde 99.9' a varan
verimle sudan ayrıştırılıyor.10 litrelik deniz suyundan yaklaşık 4- 5
litre su elde ediliyor.Son olarak da remineralizasyon sistemi ile suya
mineral kazandırılarak içme suyu haline getiriliyor.
Tuzlu Su Arıtmak İklime Zararlımı?
Dünya
nufusunun beşte birini barındıran ama dünya su kaynaklarının yüzde 7
sine bağlı olan Çinliler ve çorak topraklar üzerinde yaşayan körfez
ülkelerin de temiz su ihtiyacının yüzde 60 ı bu yoldan
karşılanıyor.İngiltere ve ABD de, tabii su kaynakları yetersiz olan
bölgelerdeki nüfusun hızla artması sebebiyle, tuzlu su arıtma
tesislerini tercih eden ülkeler arasındalar.Bu arada Dünya Doğayı
Koruma vakfı WWF, tuzlu su arıtma işlemlerinin dünya iklimine zarar
verdiğini ileri sürüyor.Bu konuda araştırmalar yapıp raporlar
yayınlamaya devam ediyor.Vakfın hazırladığı rapora göre; dünyada tabii
su kaynakları azalmaya devam ederken, tuzlu su arıtma çalışmalarında da
patlama yaşanıyor.
"ORTA DOĞU DA SU SAVAŞLARI ÇIKABİLİR" SABAH
Birlesmis Milletler, TUIK ve Ankara Ticaret Odasi(ATO) raporlarindan
derlenen bilgilere göre, dünyanin su bakimindan en sorunlu bölgesi ve
savaslarin yasandigi "petrol zengini" olan Ortadogu.
Ortadogu, dünya nüfusunun yüzde 5'ini barindiriyor. Dünyadaki temiz su
kaynaklarinin sadece yüzde 1'i bu bölgede bulunuyor. Bu kaynagin yüzde
90'i sinir asan sulardan olusuyor.
Türkiye su ihtiyacinin yüzde 28.5'ini Firat, Dicle ve Asi Nehri
karsiliyor. Firat ve Dicle, Türkiye'den dogup Irak ve Suriye'den
geçerek Iran Körfezi'ne dökülüyor. Asi Nehri ise Lübnan dogup
Suriye'den geçtikten sonra Türkiye'ye giriyor. Ortadogu için
Türkiye'nin suyu petrol kadar degerli bulunuyor.
Türkiye'nin GAP Projesi ile Firat ve Dicle'yi kullanma seviyesinin
artacak olmasi Suriye ve Irak'i kaygilandigina dikkat çekilen raporda,
GAP kapsaminda, 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.7 milyon
hektarlik sulama sistemleri yapimi öngörülüyor. Dicle üzerinde yapilan
baraj ve sulama projelerinden Suriye'nin, Firat üzerinde yapilan
projelerden de Irak'in etkilenmesi, bu ülkelerle çatisma ihtimalini
gündemde tutuyor.
TÜRKIYE'YI 2025'TE CIDDI BIR SU SIKINTISI BEKLIYOR
Alternatifi olmamasi nedeniyle petrolden daha degerli hale gelen su
kaynaklari açisindan zengin oldugu söylenilen Türkiye'nin, 2025'de su
sikintisi çekecegi tahmin ediliyor. Bazi çalismalar ise, Türkiye'nin
sanildigi gibi zengin su kaynaklarina sahip olmadigini belirtiyor.
Birlesmis Milletler, TUIK ve Ankara Ticaret Odasi(ATO) raporlarindan
derlenen bilgilere göre, Türkiye sanildigi gibi su zengini bir ülke
degil, aksine su kisintisi çeken ülkeler arasinda yer aliyor. TÜIK'e
göre, Türkiye nüfusunun 2030'da 100 milyona ulasacak ve ülke "su
fakiri" bir ülke konumuna gelecek. BM raporuna göre ise, 2025 yilinda
Türkiye su sikintisi yasayacak ve elindeki su rezervleri yüzünden
Ortadogu'da savas çikacagi uyarisinda bulunuyor.
ATO'nun su raporuna göre, kisi basina düsen kullanilabilir su miktari
yillik 1.642 metreküp olan Türkiye, uluslararasi ölçütlere göre "su
sikintisi çeken ülkeler" kategorisinde yer aliyor. Türkiye'nin yillik
ortalama akarsu potansiyeli 186 milyar metreküp civarindaEk olarak 10
milyar metreküp de yeralti suyu bulunuyor. Türkiye 186 milyar metreküp
suyun ancak 95 milyar metreküpünü tüketim için kullanabiliyor.
SU VAR AMA TEMIZ DEGIL
Türkiye'de tüketim kullanilan su yeterince temiz degil. Çok sayida
belediyede su aritma tesisi bulunmuyor. Içme suyu aritma tesisi
bulunmayan yerlerde sular klorlanarak tüketime sunuluyor. Atik su
aritma tesisinin bulunmadigi yerlerde ise kanalizasyonlar su
kaynaklarina karisarak toplum sagligini tehdit ediyor. Atik suyun yüzde
55'i endüstri tesislerinden kaynaklaniyor. Ancak endüstriyel
nitelikteki atik sularin sadece yüzde 9'u aritiliyor.
Türkiye su ihtiyacini 26 nehir havzasindan karsiliyor. Son 40 yillik
dönemde bu su kaynaklarinda hizli bir kirlenme yasandigi belirtilirken,
Meriç, Susurluk, Gediz, Sakarya gibi nehirler ve yeralti sularinin
hemen hepsi kirlilik sorunuyla karsi karsiya bulunuyor.
FIRAT NEHRI
Türkiye'de doguyor. Birecik yakinlarinda Türkiye'den çikip Suriye'ye
girdikten sonra Balik ve Habur irmaklari Firat'a katiliyor. Kuzeyden
güneye dogru akan Balik ve Habur irmaklarinin da gerçek kaynagi Türkiye
sinirlari içindeki yer alti sulariBu da dikkate alininca Firat
sularinin yüzde 98'i Türkiye'den kaynaklaniyor. Suriye, Balik ve
Habur'un kendi ülkesinden kaynaklandigini iddia ediyor.
DICLE NEHRI
Dicle
de Firat gibi Türkiye'de doguyor. Türkiye sinirlarini Cizre
yakinlarinda terk ediyor. Türkiye'den dogan Büyük Zap ile Hezi sulari,
Irak içinde Dicle'ye kavusuyor. Türkiye'nin Dicle'ye su katkisi yüzde
40, Irak'in su katkisi yüzde 60Dicle, Türkiye'den çiktiktan sonra,
Irak'a girmeden, 50- 60 kilometre boyunca, Türkiye ile Suriye arasinda
sinir olusturuyor.
ASI NEHRI
Lübnan'dan dogan Asi Nehri, önce Suriye'ye, sonra da Türkiye
topraklarina giriyor. Hatay'da Karasu ve Afrin sulariyla beslenen 287
kilometre uzunlugundaki Asi Nehri'nin 40 kilometresi Lübnan, 159
kilometresi Suriye, 88 kilometresi Türkiye siniri içinde yer aliyor.
Asi havzasinin yillik 2.8 milyar metreküp olan su potansiyelinin 0.3
milyar metreküpü Lübnan'dan, 1.2 milyar metreküpü Suriye'den, 1.3
milyar metreküpü ise Türkiye'den geliyor.
FIRAT, DICLE VE ASI NEHRI ILE ILGILI HUKUKI DÜZENLEMELER
Firat ve Dicle nehirleri ile ilgili olarak Türkiye'nin yükümlülük
altina girdigi ilk antlasma Lozan Baris Anlasmasi. Anlasma, Türkiye'nin
çikar ve haklarini koruyor.
Türkiye, Irak ve Suriye arasinda su konusundaki uyusmazliga çözüm
bulmak üzere 1980 yilinda "Ortak Teknik Komite" olusturuldu.
DÜNYA NÜFUSUNUN DÖRTTE BIRININ SORUNU SU
Sadece Ortadogu degil, tüm dünyada su sikintisi yasaniyor. Dünyadaki su
stoku 1.386 milyon kilometreküp olarak hesaplaniyor. Bu sularin yüzde
97.5'si tuzlu su, yüzde 2.5'i ise tatli sudan olusuyor. Tatli su
kaynaklarinin da yüzde 90'i kutuplarda ve yeraltinda bulunuyor. Içme
suyu miktari sadece yüzde 1'lik seviyede.
Dünyada, 400 milyonu çocuk olmak üzere 1.5 milyar insan, bir baska
deyisle dünya nüfusunun dörtte biri yeterli ve saglikli içme suyuna
sahip degil. Dünyadaki hastaliklarin yüzde 80'i susuzluktan
kaynaklaniyor ve her yil 25 milyon insan temiz sudan mahrum kaldigi
için hastalanarak ölüyor.
Dünyada toplam 145 ülkenin sinir asan su havzalarina siniri bulunuyor.
Dünya genelinde, bir ülkenin su zenginliginin ölçütü olarak kisi basina
düsen yillik su miktari baz aliniyor. Buna göre, "su zengini ülkeler"de
kisi basina düsen yillik su miktari 8-10 bin metreküp iken, kisi basina
düsen yillik su miktari 1.000 metreküp ile 2.000 metreküp arasindaki
ülkeler "su azligi yasayan ülkeler", kisi basina düsen su miktari
yillik 1000 metreküpün altinda olan ülkeler ise "su fakiri ülkeler"
olarak siniflandiriliyor.
ANKARA
Milliyet
DÜNYADA TEMİZ SU KAYNAĞI KALMAYACAK

Dünyada 1 milyardan fazla insan için 'güvenli içme suyu' bulmak sorun. 2.5 milyar insan aritma hizmetinden yoksun...
ANKARA
DÜNYADA 1 milyardan fazla insanin güvenli içme suyu,
2.5 milyar insanin da güvenli aritma hizmetlerinden yoksun oldugu
bildirildi. Dünya Su Günü nedeniyle yazili açiklama yapan Çevre
Mühendisleri Odasi Baskani Cihan Dündar, yüzyilin en önemli
sorunlarindan birinin, temiz su kaynaklarinin hizla azalmasi, suya
erisimin zorlasmasi ve su yoksullugunun giderek artmasi oldugunu
belirtti. Cihan Dündar açiklamasinda, kaynaklarin yönetimi konusundaki
kötü politikalari da elestirdi.
Milliyet
Suyumuza sahip çikalim
Su!
Dünyanin dörtte üçü. Vücudumuzun üçte ikisi. Hayatin ta kendisi. Kisi
basina düsen yillik su miktarinin 1430 metreküp oldugu Türkiyemiz, su
fakiri. Tabloda da görebileceginiz gibi su miktarinda dünya
ortalamasinin çoook gerisindeyiz. Dahasi, ülkemizde 40 yil önce kisi
basina düsen su miktari yilda 4 bin metreküpken simdi 1430 metreküpe
geriledigini ögrendigimizde, durumun vahameti iyice kafamiza dank
ediyor.
WWF-Türkiye (Dogal Hayati Koruma Vakfi), dün Suyumuza
sahip çikalim! sloganiyla tüm Türkiye'yi kapsayan bir kampanya
baslatti. Genel Müdür Dr. Filiz Demirayak'i dinlerken, tipki enerjide
ya da saglikta oldugu gibi su konusunda da herhangi bir politikamiz
olmadigini anladik. Diger alanlarda oldugu gibi su ile ilgili mevzuat
da çok daginik; yetkili 14 merci olunca, hiçbirinin yetkisi olamiyor
maalesef.
En büyük sorun tarimda
Türkiye'de suyun % 72'si tarimda, % 18'i evsel kullanimda, % 10'u
sanayide tüketiliyor. Ve en büyük 2 sorun tarimsal sulama ile kaçak
yeralti suyu kullaniminda.
Demirayak'in verdigi bilgilere göre;
· Tarimdaki sulamanin % 88'i vahsi sulama
· Kentsel sulamada kayip-kaçak orani % 40
· Belediyelerin sadece % 8'inde aritma tesisi var
· Organize Sanayi Bölgeleri'nin bile % 25'i aritmasiz
Türkiye'de son 40 yilda 3 Van Gölü büyüklügünde alan, ekolojik olarak yok oldu. Tuz Gölü'nün yarisi kurumus durumda...
Su tüketiminde en az paya sahip kesim % 10 ile sanayi; ama orada da
atik su sorunu var. Sanayinin her 1 litre atik suyu, 8 litre içme
suyunu kirletiyor.
Farkindalik yaratmak
WWF-Türkiye'nin hedefi, 1 yil sürecek bu kampanya ile gerek suyu
yönetenler, gerekse tarimiyla, sanayisiyle ve evinde su kullanan
siradan vatandasiyla suyu kullananlarda, her damla suyun ne denli
degerli oldugu konusunda farkindalik yaratmak. Suyun neredeyse dörtte
üçünü tarim kullandigi için de ise tarim kesiminden baslamislar.
Tahil ambarimiz Konya Havzasi, suyun en az oldugu yer. Mutlaka vahsi
sulamadan damla sulamaya geçilmesi lazim. WWF-Türkiye'nin son 3 yilda
Konya Havzasi'nda yaptigi çalismalar, suyu yönetenlerle suyu
kullananlari biraraya getirmis ve kisa sürede olumlu sonuçlar alinmis.
Örnek uygulamalarda vahsi sulamadan damla sulamaya geçilince, % 72 su
tasarrufu saglandigi gibi, çiftçinin her gün tarlasini sulama zahmeti
de ortadan kalkmis. Bitkinin ihtiyaci oldugu saatte ve miktarda su,
sadece bitkinin köküne verildiginden, suyun yarisinin ürüne ulasamadan
heba olmasi da önlenmis. WWF-Türkiye'nin de çiftçinin de 3'er bin YTL
koyduklari örnek uygulama, kendini 1 yil içinde amorti ediyormus.
Suyun akma hakki vardir
Suyu yönetenlerde farkindalik yaratmak da bu kampanyanin önemli bir
ayagi. Kocaeli susuz kaliverince, çare olarak Sapanca'dan su getirelim
diyenlere Dr. Demirayak'in anlamli bir yaniti var:
"Önce Kocaeli'nde % 47'lik kayip-kaçak oranini halletsinler. Sanayi,
atik sularinin geri dönüsünü saglasin. Istanbul'a da Istrancalardan su
getirilsin diyorlar. Baska havzalarin suyunu almak çözüm olamaz. Kaldi
ki suyun, oldugu yerde durma hakki vardir. Su, nehirlerde bosa akiyor
diyenler de var. Suyun akma hakki da vardir!"

Hürriyet
MTA'ya göre 'Türkiye su farkiri'
A.A
Türkiye'nin
yüzey ve yer alti sulari (tatli su) açisindan günümüzde “su fakiri”
ülkeler arasinda oldugu ifade edilirken, denize bosalan akarsularin
dogal dengeyi bozmayacak kadar, belli bir miktarinda geri kazaniminin
arastirilmasi gerektigi bildirildi.
Maden Tetkik ve Arama (MTA)
Genel Müdürlügü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Baskanligi
tarafindan hazirlanan “Küresel Isinma ve Ülkemiz Su Kaynaklarinin
Verimli Kullanimi” baslikli raporda, dünya iklim kosullarinin
degismesiyle, su kullaniminin önemi ve potansiyelin daha verimli
kullanilmasinin gündeme geldigine isaret edildi.Türkiye'de de bu
kapsamda kullanima yönelik, gelecege dönük kapsamli projelerin
olusturulmasi gerektigi vurgulanan raporda, kayiplarin minimuma
indirilmesi, denize bosalim yapan akarsularin geri kazanimi gibi
çalismalarin yapilmasi, mevcut su kaynaklarinin kirletici unsurlardan
uzak tutulmasi gibi tedbirlerin bu tür çalismalarin basinda geldigi
kaydedildi.
“KAYNAKLAR IYI KORUNUP, AKILCI KULLANILMALI”
Devlet Istatistik Enstitüsü (DIE, 2005) verilerine göre, 2030 yili için
Türkiye'nin nüfusunun 100 milyon olacaginin öngörüldügü belirtilen
raporda, söyle denildi:
“Bu
durumda 2030 yili için kisi basina düsen kullanilabilir su miktarinin
1000 metre küp/yil civarinda olacagi söylenebilir. Mevcut büyüme hizi,
su tüketim aliskanliklarinin degismesi gibi faktörlerin etkisi ile su
kaynaklari üzerine olabilecek baskilari tahmin etmek mümkündür. Ayrica
bütün bu tahminler mevcut kaynaklarin 25 yil sonrasina hiç tahrip
edilmeden aktarilmasi durumunda söz konusu olabilecektir. Dolayisiyla,
küresel isinma etkisi ile tüm dünya iklim kosullarinin degistigi
bugünlerde, Türkiye'nin gelecek nesillerine saglikli ve yeterli su
birakabilmesi için kaynaklarin çok iyi korunup, akilci kullanilmasi
gerekmektedir.”
ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Raporda, alinmasi gereken önlemler konusunda su önerilerde bulunuldu:
“Hidrojeoloji
çalismalari güncellestirilmesi gereken veri tabanina dayali etütlerdir.
Türkiye genelindeki mevcut akiferlerin (yer alti suyunu tutan ve ileten
kayaç ortami) yer alti suyu potansiyellerinin sayisal ortamda güncel
tutulmasi ve daimi takibinin yapilmasi gerekir. Bu kapsamda, kamu
kuruluslari tarafindan, ülkenin genelini kapsayacak detay hidrojeoloji
etütleri yapilmali, mevcut yer alti suyu potansiyeli ve kalitesi ortaya
konularak uzun vadede kullanimin planlanmasi gerekmektedir.
Mevcut yer alti suyu kullanimin mutlaka kontrol altina alinmasi ve önceliklerin belirlenerek projelendirilmesi gerekmektedir.
MTA
Genel Müdürlügü tarafindan yenilenen ve sayisallastirilan Türkiye
Jeoloji Haritalari baz alinarak, Türkiye Hidrojeoloji Haritasi
hazirlanmali ve degerlendirilmelidir.
Yagislarin
her sene azaldigi iklim kosullarinda, denize bosalan akarsularin dogal
dengeyi bozmayacak kadar, belli bir miktarinda geri kazanimin
yapilabilirligi arastirilmalidir. Örnegin Manavgat Çayi'nin denize
bosalim yaptigi alanda kurulacak bir depolama tesisinden Konya
ovasindaki akifere enjeksiyon yapilabilir ve gelecek için
saklanabilir.”
SULAMA KRITERLERI ORTAYA ÇIKARILMALI
Bölgede yasanan yer alti su seviyesi düsümlerinin ve su rezervlerindeki
azalmanin nedeninin her geçen gün sayilari hizla artan sondaj kuyulari
ve yapilan asiri çekimlerle bilinçsizce salma sulama yapilmasi oldugunu
vurgulanan raporda, söyle denildi:
“Yer
alti su seviyesinin düsmesi kaynaklarin kurumasina neden olmus, zamanla
daha güçlü pompalara ve daha derin kuyulara ihtiyaç duyulmustur. Daha
derinden yapilan çekimler bir süre sonra sig kuyulardan üretim
yapilamamasina neden olmustur. Bu yüzden havza bazinda sondaj
kuyularinin maksimum derinlik limiti, çekilebilecek maksimum su miktari
ve akifer karakteristikleri gibi unsurlarin tespit edilerek sulama
kriterlerinin ortaya çikarilmasi gerekmektedir.
167 sayili
Yeralti Suyu Yasasi, özellikle kuyu açma izinlerinin verilmesinde
geçerli bir yasadir, ancak mevcut kuyularin yüzde 35'i bu yasaya
uymamaktadir. Bu yasanin tam olarak uygulanmasi ile yer alti sularinin
kullaniminda büyük ölçüde tasarruf saglanabilecegi düsüncesi hakimdir.”
DSI
tarafindan gelistirilen sulama kooperatifi uygulamalarinin tarimsal
faaliyetlere yer alti suyundan yararlanmada ekonomi sagladigina da
isaret edilen raporda, bu türdeki uygulamalarin artirilmasi, hatta
modern sulama sistemlerinin gelistirilmesi önerildi.
“BIRÇOK ISLETME ARITMA TESISLERINI PERFORMANSLI ÇALISTIRMIYOR”
Yasam kaynaginin temelini olusturan ve yeryüzünde oldukça az miktarda
bulunan yüzey ve yer alti sulari (tatli su) açisindan Türkiye'ye
bakildiginda günümüzde “su fakiri” ülkeler arasinda yer aldigi
bildirilen raporda, su önerilerde bulunuldu:
“Havzalarin
su ile ilgili özelliklerini daha yakindan takip edebilmek için
öncelikle makro planlamalar yapilarak bölgenin cografi bilgi sistemi
olusturulmalidir.
Yer alti sularinin
korunmasi amaciyla tarimsal sulama projelerinin bir an önce uygulamaya
alinmasi gerekmektedir. Bunlarin yani sira çiftçi ve köylünün suyu daha
verimli kullanimi konusunda derin kuyulara sayaç takilarak tonaj
uygulamasina geçilmesi zorlayici bir faktör olacaktir.
Birçok
isletmeci, isletme giderlerini bahane ederek aritma tesislerini olmasi
gereken performansla çalistirmamaktadir. Bazi tesisler ise tasarim ve
imalat hatalarindan ötürü zaten bu performansi yakalayamamaktadir. Bu
durumda bir taraftan çevre kirlenmesi kaçinilmaz olurken diger taraftan
yapilan yatirimlar bir israf unsuru konumuna gelmektedirler. Bu noktada
ise gerek kamu kuruluslari gerek sivil toplum örgütleri gerekse de her
bireyin duyarli hareket edip tesislerin gerektigi gibi çalisabilmesi
için üzerlerine düsen denetim ve izleme islemlerini yerine getirmeleri
sarttir.
Ülkemizde yer alan tüm havzalarin kirlilik dereceleri sürekli kontrol edilerek kirlilik duyarlilik haritalari hazirlanmalidir.”
“YENI BIR YASA ÇIKARILMALI”
Son yillarda Türkiye'de eski ve yeni dere yataklarinda akifer olusturan
kum ve çakil gibi malzemelerin yerinden alinarak insaat ve kara yolu
dolgu malzemesi olarak kullanildigi, böylece suyu depolayan akiferin
yerinden
kaldirildigi ve suyun yer altindan sizmasi engellenerek dogal
sayilabilecek barajlarin ortadan kaldirildigi kaydedilen raporda, söyle
denildi:
“Akarsu
havzalarinda baraj ve göletler yapilarak yagisli mevsimlerde sularin
tutulmasini saglamak kurak zamanlarda ise bu sulari kullanmak en iyi
çözüm yollarindan bir tanesidir.
Bölgemiz
ve ülkemiz su kaynaklari sorunlarinin çözülebilmesi ve korunmasi,
gelecekte içme ve kullanma suyu ihtiyacinin organize ve teknige uygun
olarak planli bir sekilde temini, teknige uygun derin kuyu açimini ve
ihtiyaca göre su kullanimini saglayacak, havzalarin beslenmesi ve su
potansiyeli ile dengeli bir kullanim saglayacak yeni bir yasanin en
kisa zamanda çikarilmasi gerekmektedir.”
Çocuklara Su Içirin
Türkiye
30 Agustos 2006 Çarsamba
GAZIANTEP
- Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Çocuk Hastaliklari Ana Bilim Dali
Baskani Prof. Dr. Yavuz Coskun, asiri sicaklarda kronik böbrek, kalp,
hipertansiyon ve seker hastasi çocuklarin su tüketimi ve beslenmesine
dikkat edilmesi gerektigini söyledi. Coskun, sicakligin yüksek oldugu
günlerde çocuklarin terleme ve buharlasma yoluyla tuz ve su kaybinin
arttigina dikkati çekerek, 1-3 yasindaki çocuklarin günde 1-1,5 litre
su tüketmesi gerektigini belirtti. Yasanan asiri tuz ve su kaybinin
önüne geçilebilmesi için çocuklarin su tüketiminin izlenmesini öneren
Coskun, “Sicak havalar hazim ve sindirimi de olumsuz etkiliyor. Bu
nedenle çocuklar beslenirken hazmi kolay gidalar tercih edilmeli. Bu
gidalar sebze, meyve ve ayran gibi yiyecek ve içecekler olabilir” dedi.
Ishale dikkat!
Öte yandan Saglik Bakanligi tarafindan yapilan açiklamada, Türkiye'de
0-5 yas grubu bebek ve çocuk ölümlerinin önemli bir bölümünün, ishal
sebebiyle gerçeklestigi vurgulanarak, özellikle yaz aylarinda ishale
bagli ölümlerde artis gözlendigi belirtildi. Ishalin bebek ve
çocuklarda asiri su kaybina yol açtigi belirtilen açiklamada, ailelere
yönelik su uyarilar yer aldi: “Bebeklerinizi mutlaka sik sik emzirin.
Siddetli ishallerde, kaybedilen sivi ve minerallerin yerine konmasi
amaciyla, Ana Çocuk Sagligi merkezlerimizden ücretsiz alabileceginiz
tuz-seker çözeltisini(ORS) evinizde bir litre suda eriterek bebeginize
içirin. Bu çözelti, normal sudan daha iyi emildiginden vücudun sivi ve
mineral kaybini telafi etmesi daha etkili olmaktadir. Doktora
danismadan bebeginize ishal kesici ilaç vermeyin. Çocuklariniza her
zaman verdiginizden daha çok su verin ve onlari kesinlikle aç
birakmayin. Pirinç, patates, ekmek, yagsiz et, yogurt, sebze-meyveleri,
muz, elma ve havuç suyunu tercih edin. Yagli besinlerden, çay, kola
gibi çok seker içeren içeceklerden kaçinin.” Bebeklerin sik olarak sulu
diskilamasi ve tekrarlayan kusma, diskilarinda kan olmasi, istahlarinda
azalma, ateslerinde yükselme ve gözlerinde çökme durumlarinda,
ailelerin vakit kaybetmeden doktora basvurmalari istendi.
Su Krizi Kapida
Türkiye
24 Agustos 2006 Persembe
Isveç'in
baskenti Stockholm'deki su konferansinda, yeni bir rapor açiklayan
Uluslararasi Su Yönetimi Enstitüsü'nün verilerine göre, dünya üzerinde
her üç kisiden biri su sikintisi çeken ülkelerde yasiyor. Susuzluk
oranlarinda simdiden 2025'te beklenen seviyeye ulasildi. Nüfus artisi
ve su kullanimi böyle devam ederse, susuzluk tehlikesiyle karsi karsiya
olanlarin orani 2025 yilinda dünya nüfusunun üçte ikisine ulasacak.
Dünyanin nüfusu 20'nci yüzyilda 3 kat artti. Ayni dönemde su kullanimi
da tam 6 katina çikti. Bugün 6 milyar olan dünya nüfusunun 2050 yilinda
9 milyara çikmasi bekleniyor.
Orta Dogu alarmda
Uluslararasi Su Yönetimi Enstitüsü'nün hazirladigi haritaya göre,
susuzluk problemi yasayan ülkelerin bir kismi, yeterli su kaynagina
sahip olmamalari nedeniyle, bir kismi ise olan kaynaklarin verimli
biçimde kullanilamamasi nedeniyle sikinti çekiyor.
Orta Dogu, su kaynagi yetersizligini en agir biçimde yasayan bölgelerin
basinda geliyor. Türkiye komsularina göre biraz daha sansli, ancak yine
de tehlike bölgesinde. Enstitünün degerlendirmelerine göre, Türkiye'nin
dogusunda, hem yeterli su kaynagi var, hem de su verimli olarak
kullanilmaya baslandi. Batida ise varolan kaynaklarin yüzde 60'indan
fazlasinin kapasitelerinin üzerinde kullanilmasi, bölgeyi bir krizin
beklediginin habercisi. Su dagilimindaki dengesizlik, su savaslari
tezlerinin ortaya atilmasina neden oluyor.
Ingiliz bakandan su savasi uyarisi
Ingiltere Içisleri Bakani John Reid, subat ayi sonunda düsünce kurulusu
Chatham House'ta yaptigi bir konusmada, paylasilamayan su kaynaklarinin
ülkeler arasinda çatismalara yol açabilecegine dikkat çekmisti.
Türkiye'nin avantajli durumu ve geçmiste Suriye ile Firat nehrinin
sulari üzerine yasanan gerginlik, su savasi senaryolarinda gözlerin
Türkiye'ye dönmesine neden oluyor. Ingiltere'nin önde gelen
gazetelerinden The Independent, Türkiye ile Suriye arasindaki
iliskileri gözönüne alarak, su savaslari çikmasi açisindan en riskli 10
bölge arasina bu iki sinir komsusunu da ekliyor. Gazete, küresel isinma
nedeniyle baslayacak su sikintisinin tetikleyecegi cografyamizdaki
diger potansiyel savas bölgelerini söyle siraliyor: Israil, Ürdün ve
Filistin. Orta Dogu'da dünya nüfusunun yüzde 5'inin dünya su
kaynaklarinin yüzde 1'iyle yasadigini yazan gazete, 1967'deki
Arap-Israil savasinin nedenlerinden birinin de su oldugunu belirtiyor.
Manavgat gözde...
Orta Dogu ülkelerinin içme suyu ihtiyaci her geçen gün artarak devam
ediyor. Türkiye ise bu ülkelerin istahini kabartacak türden tatli su
kaynaklarina sahip. Özellikle Manavgat suyuna Israil'in ilgisi bir
hayli büyük. “Manavgat Suyu Projesi” için teklifler sunan Israil, içme
suyunu bu yoldan kazanmak istiyor. Proje kesinlik kazanmadi ama
görüsmeler devam ediyor.
Dünyanin su gündemini Istanbul belirleyecek...
Türkiye
07 Agustos 2006 Pazartesi
Dünya
Su Forumu Baskani Loic Fouchon, Büyüksehir Belediye Baskani Kadir
Topbas'i makaminda ziyaret ederek 2009 yilinda Istanbul'da yapilacak
olan “Dünya Su Forumu” hakkinda görüsme yapti.
ISTANBUL- Dünya Su Forumu Baskani Loic Fouchon, Büyüksehir Belediye
Baskani Kadir Topbas'i makaminda ziyaret ederek bir süre görüstü. 2009
yilinda Istanbul'da yapilacak “5. Dünya Su Forumu”nun ele alindigi
görüsmeden sonra açiklama yapan Topbas, “Su insanoglunun önemli ve
vazgeçilemeyecek hayat kaynaklarindan biridir. Dünyanin su kaynaklarini
dogru kullanmak ve yeryüzünde su problemi yasayan ülkelerin bu problemi
çözmek amaciyla 3 yilda bir yapilan Dünya Su Forumu 2009 yilinda
Istanbul'da yapilacak. Bu forumda deneyimli ülkelerin, meselinin çözümü
konusunda yardimci olmalari saglanacak” dedi.
Su en önemli problem
Diger uluslararasi toplantilarda saglanan basarinin bu forumda da
saglanacagina inandigini, 2009'a kadar dünyanin su gündeminin
Istanbul'da belirlenecegini, bunun için Çamlica ve Ikitelli'de iki ayri
ofis hazirladiklarini belirten Topbas, “Bu ev sahipligini en iyi
sekilde yapacagiz. Arzu ediyorum ki Istanbul'da dünyada su problemi
çeken ülkeler için de çözümler bulunacak iyi bir forum gerçeklessin. Bu
3 yillik çalismamizin bütün insanliga, dünyamiza su probleminin
çözümünü getirecegine inaniyorum” seklinde konustu. Dünya Su Forumu
Baskani Loic Fouchon da, iki haftaya kadar Stokholm'de
gerçeklestirecekleri yönetim kurulu toplantisinda Istanbul'un ev
sahipligi kararini kesinlestireceklerini belirterek “Bildiginiz gibi su
ve kanalizasyon su anda insanligin çözmesi gereken en önemli
problemlerden biri. Önümüzdeki on yillar boyunca da hep problem olarak
karsimiza çikacak. Türkiye'nin ve Istanbul'un sadece forumun
organizasyonunda degil, su konusundaki deneyimlerini bizimle
paylasacagi için de çok mutluyuz. Türkiye su konusunda çok büyük bir
deneyime sahip” dedi.
Havzalari kurtaririz
Istanbul'un su havzalarinin korunmasi ile ilgili sorulari cevaplandiran
Baskan Topbas da “Su havzalarinin tehdit altinda oldugunu biliyoruz.
Ihtiyaç duydugumuz an mutlak koruma alanlarindaki yerlesimleri de bir
baska yere tasimak durumunda kalirsak bunu da yapariz. Su havzalari
bizim için olmazsa olmaz vazgeçilmez hayat kaynaklaridir. Tehdit
gördügümüz noktada kentsel dönüsüm çalismalari ile bu havzalari
kurtaririz” dedi.
Anne Adaylari Bol Su Içmeli
Türkiye
03 Temmuz 2006 Pazartesi
ISTANBUL
- Kadin Hastaliklari ve Dogum Uzmani Doç. Dr. Müge Harma, anne
adaylarina, yaz aylarini rahat geçirmeleri için, “Disari çikarken rahat
giysiler giymeleri, düsük kalorili, az yagli yiyecekler tercih
etmeleri” tavsiyesinde bulundu. Doç. Dr. Harma, yaz aylarinin,
hamilelerin dikkat etmesi gereken dönemlerin basinda geldigini söyledi.
Anne adayinin yazin disari çikarken bazi tedbirler almasi gerektigini
ifade eden Harma, “Rahat giysiler giymeli, günesin dik geldigi
saatlerde çikmasi mecburi ise muhakkak günes koruyuculugu yüksek
faktörlü kremler kullanmalidir. Yürürken gölge tercih edilmeli.
Giysiler açik renkli kumastan ve ince yapili olmali” dedi. Harma, anne
adaylarina, “sabah ve aksam üzeri yürüyüs yapmalarini, disarida
dolasirken sivi ihtiyaçlarini karsilamak için bol su içmelerini ve
yanlarinda bulundurmalarini, günde en az 8-10 bardak su tüketmelerini”
tavsiye etti. Yaz aylarinda uygulanacak beslenme programina da isaret
eden Doç. Dr. Harma, “Düsük kalorili az yagli yiyecekler tercih
edilmeli. Pisirme metodu olarak kizartma uygulanmamali” görüsünü
bildirdi.
Hafiza Için Bol Su Için
Türkiye
25 Haziran 2006 Pazar
BURSA
- Yaz sicaklarinin kendini iyice hissettirdigi bugünlerde, su tüketimi
konusunda daha dikkatli olunmasi gerektigi, vücuttaki su oraninda
meydana gelecek yüzde 2'lik azalmanin bile kisa süreli hafiza kayiplari
ve konsantrasyon zorluklarina sebep olabildigi bildirildi. Dr. Ahmet
Özkul, suyun, hayatin devam edebilmesi için bütün canlilar açisindan en
önemli unsurlardan biri oldugunu söyledi. Özellikle günesin sicak
yüzünü iyice gösterdigi bu dönemde sivi tüketiminin saglik açisindan
çok önemli oldugunu, vücudun su ihtiyacinin daha da arttigini
vurgulayan Özkul, “Yazin sicaklik sebebiyle terleme fazla oldugu için
vücut her zamankinden daha fazla su kaybeder” dedi. Özkul, normal bir
insanin günde 3 litre su içmesi gerektigini dile getirerek su
içemeyenlerin sivi ihtiyacini çay, meyve suyu, ayran gibi içeceklerle
de karsilayabileceklerini belirtti. Vücuttaki su oraninin azalmasi kisa
süreli hafiza kayiplari ve konsantrasyon güçlügüne yol açabildigine
dikkati çeken Özkul, bu gibi problemler yasanmamasi için vücudun susuz
birakilmamasi gerektigini vurguladi.
Ne Zaman, Ne Kadar, Ne Içmeliyiz?...
Sabah
PAZAR 26 NISAN 1998
Doktor Elif Ilgaz'in sesi patladi telefonda..
"Iki yila kalmaz, hastalar kirdirdiklari, aldirdiklari böbrek taslarinin faturasini sana göndermeye baslarlar.."
Susuzluk, böbreklerde tas birikmesine sebeb olurmus..
Bak Sevgili Elif..
Bir defa benim böyle bir iddiam yok..
Diyenler de "Su içmeyin" demiyor. "Gereginden fazla içmeyin" diyorlar.
Basta
mankenler, özellikle genç kizlar artik çantalarinda kiloluk pet siseler
tasiyor, zorlanarak her saat basi içip, yarim saatte bir çise
tasiniyorlar ya.. Günde en az bes litre, hele hele 8 litre su içilirse,
zayiflanirmis diye..
Sovyetler
Birligi döneminde Moskova Üniversitesi'nde egitim görmüs bir alternatif
tip doktoru Suayiphaci Dagistanli "Böbreklerin normal süzme kapasitesi,
arti terleme ile atilanlarin üzerinde sivi alirsaniz, hem böbrekleri
yorarsiniz, hem de atilamayan su vücutta kalir, jölelesir ve kilo
yapar, selülit yapar" demisti, pet sise tasiyanlari dehsete düsürerek.
Ardindan
Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, "Oburluk etmek, bol yemek, harika
istahli olmak istiyorsaniz bol bol su için. Su istahi tahrik ve tesvik
eder" diye yazdi. Ondan da alinti yaptik.
Simdi siki durun.. Bu yazdiklarimiz Amerika'dan. Ve de Alternatif Tip'tan degil.. Bildigimiz tiptan..
Fit
For Life/ Saglikli Yasam Için adli kitaptan "Su" bölümü.. Fotokopileri
bana yollayan Emine Silan'a tesekkürlerimle, en can alici, bizim
konumuzla ilgili bölümleri bugün özetlemek isterim.
"Su"
basligi tasiyan bölüm, suyun genelde yasam, özelde insan için ne kadar
vazgeçilmez oldugunu uzun uzun anlattiktan sonra, sözü "Peki ne kadar
içmeli"ye getiriyor.
Vücut günde ortalama 4 litreden biraz fazla su kaybeder. Bu kayip suyun günü gününe yerine konmasi gerekir.. Simdi üç soru var:
- Ne zaman içmeliyiz?
- Ne kadar içmeliyiz?
- Ne içmeliyiz?
"Ne zaman"in yaniti kolay.. Susadiginiz zaman.
Su
ihtiyaci mevsime ve yaptiginiz seye göre degisir. Yazin günes altinda
kaldirim döseyen biri ile, klimali ofiste oturarak çalisanin su
ihtiyaci farklidir. Genelde yazlari, kislardan, gündüzleri gecelerden
daha çok su ihtiyaci duyariz. Insan vücudu bu konuda fevkalade
akillidir. Onun komutlarina uyun.
Yani kural: Susadikça için.
Ne
içmeliyiz sorusunun yaniti ise su.. Bildigimiz su.. Soda, maden suyu
falan degil.. Hele hele kolali, gazli mesrubatlar hiç degil. Kitapta su
ihtiyacini basta kolalar, su disinda mesrubatla gidermenin, giderek
insan neslini dejenere ettigi iddiasi var. "Uzak durun" diyor
yazarlar.. "Susuzlugu su disinda gidermekten uzak durun."
Peki ne kadar içilecek..
Iste formül..
Birincisi.. Sabah uyanir uyanmaz, baska hiçbir sey yemeden ve içmeden bir bardak su için.
Ikincisi..
Her yemekten on dakika önce bir bardak su için. Bu su sizin yemekte ve
yemegin hemen ardinda susuzluk duymanizi önleyecektir.
Yemekte veya yemekten hemen sonra su içmemek gerekiyor.. Dikkat..
Su
mideyi bes dakikada terk eder. Yemek sirasinda, yemekten hemen sonra
içtiginiz su, mideyi terk ederken beraberinde mide içindeki sindirim
salgilarini da beraber götürür. Bu da sindirim sürecini ciddi sekilde
yavaslatir. Pek çok insanda sindirim sorunlari ve sikayetleri bu yüzden
gelisir.
En iyisi
yemekten sonra su içmek için iki saat beklemektir. Bu süre içinde çok
susarsaniz, bir iki yudumla susuzlugunuzu gidermeye bakin.
Yiyeceklerimizle
önemli miktarda su aliriz. Içecegimiz su, bunlarin eksik biraktigi
ihtiyaci tamamlar. Bol sulu seyler yiyince zaten az susariz. Yani,
ölçü, her zaman, susamak.
"Uzun
kisa, erkek kadin, bedensel, ya da beyinsel sicakta ya da sogukta
çalisan, genç, yasli ne olursaniz olun günde en az sekiz bardak için"
diyen gerzeklere sakin uymayin.
Sasmaz kurali bir kez daha yaziyoruz:
Susadikça için. Baska kural yok. Vücudun suya ihtiyaci olmasi demek, insanin günde en az sekiz bardak su içmesi demek degildir.
Simdi en önemli noktaya geliyoruz.
Peki gereginden fazla su içersek ne olur..
Bakin "Saglikli Yasam Için" kitabi bu konuda ne diyor?
"Gereginden
fazla su içmek içi su dolu dokular olusmasina yol açar. Basta kan,
vücud sivilarini sulandirir ve hücre olusumunu bozar.. "
Kanin sulanmasi, kanin oksijen alma ve tasima kapasitesini azaltir.
Hücre olusumunun bozulmasi ise.. Hos geldin, selülit!..
Çok
su içen çok terler. Çok terlemek, kuvvet kaybettirir. Yazin en çok su
içenler en çok rahatsiz olurlar. Yazin terlemenin ana sebebi sicak
degil, çok su içmektir. Az içen az terler.
Bazen
susuzluk hissi, suya ihtiyaç oldugu için duyulmaz. Susuzluk,
yiyeceklerle alinan tuzdan ya da çok pisirilerek suyu kaybettirilen
yiyeceklerden kaynaklanabilir.
Fazla su içmek, fazla yemek kadar zararlidir.
Döllenmis
bazi hayvan cenin hücrelerinin içme suyunda birakildiklarinda normalden
bazan bin kat fazla büyüdükleri görüldü. Bu saglikli bir gelisme degil.
Asiri büyüyen hücreler dayaniksiz ve zayif olurlar. Bitkileri asiri
sulamak ölümlerine sebeb olur.
Fazla su içmekle hiçbir sey ka-za-nil-maz!!!
Birisi
öyle karar verdi diye sizin her gün belirli miktarda su içmek zorunda
olmaniz asla dogru degildir. Herkes kendi vücudunun ihtiyaçlari kadar
içmelidir.
Her
aciktiginda yememesi ögütlenen insanlara "Susamadiginiz halde,
muntazaman su için demek" aptalcadir. Susamayan insan niye içsin?
Ne kadar içmelisiniz?..
Size bagli..
Ne kadar yemeli, ne kadar uyumali, ne kadar nefes almalisiniz?.. Doga ne kadar istiyorsa o kadar..
Vücudunuzun
dogal ihtiyaçlari sizin özel yasam tarziniza, yeme aliskanliklariniza,
iklime, fiziksel hareketliliginize ve saireye göre degisir.
Vücudunuzun verdigi sinyallere dikkat edin ve kendinizi vücudunuzun ihtiyaçlarina göre ayarlayin.
En iyi saglik aliskanliklari, vücudunuzla en uyumlu olanlardir.
Içilecek en iyi su nedir?..
Saf içme suyu!..
Su sadece su..
Yalnizca su..
Su ve sudan baska bir sey degil!..
Çok su içme efsanesi bitiyor
Günlük su ihtiyacinin ne oldugu tartismasi yeniden gündemde. Sivinin
sadece sudan karsilanmadigini iddia eden uzmanlar, balin bile su
içerdigini hatirlatiyor. Vücudun su gereksinimi meyve, sebze hatta
ekmekten karsilamak mümkün. Önemli olan 10-12 bardak siviyi
tamamlayabilmek.
Hincal ULUÇ
Vücut için litrelerce su içmek gerekmez
Sabah
Sagligimiz için su içmek çok önemli. Ancak sivi ihtiyacimizi diger
içeceklerden hatta yiyeceklerden bile karsilayabiliriz. Bir kasik balin
yüzde 17'si ve bir bardak sütün yüzde 89'u da sudan olusuyor.
Son dönemlerde günlük su miktari konusunda yapilan tartismalar yine
alevlendi. Bazilari saglik için çok su içilmesi gerektigini söylüyor.
Evet, saglik için günde 10-12 bardak su içilmeli. Ancak ihtiyacimizi
diger sivi ve yiyeceklerden de karsilayabiliriz. Su ihtiyacimizi
genelde; içecekler, besinler ve metabolizma olmak üzere üç kaynaktan
saglariz. Yiyeceklerde bulunan besin ögelerinin yanmasi sonucu su
olusur. Diyette proteine göre karbonhidrat ve yagin yüksek olmasi
metabolik suyu artirir. Bununla birlikte besinlerden de su aliriz.
Örnegin bir yemek kasigi balin yüzde 17'si, bir elmanin yüzde 84'ü, 2
adet salataligin yüzde 95'i, bir su bardagi sütün yüzde 89'u, 3 köfte
kadar yagsiz kirmizi veya derisiz tavuk etinin yüzde 64'ü, bir ince
dilim ekmegin yüzde 38'i sudur. Bunlara ek olarak gün içerisinde
içtiginiz çay, kahve, soda, gazli veya gazsiz içeceklerle de sivi
aliriz. Peki saglikli yasam için ne kadar su gerekir? Bireyler belirli
yollarla vücuda aldiklari sivilari kaybeder. Bu miktarlar, deri yoluyla
500 ml, solunumla 300 ml, böbreklerden idrarla bin 500 ml ve
bagirsaklardan 200 ml civarindadir. Topladiginizda 2 bin 500 ml yani
ortalama 8-10 su bardagi sivi anlamina gelir. Su gereksinimi çesitli
durumlardan etkilenir. Uzun süreli yolculuklarda, hamilelik ve emzirme
döneminde kadinlarda, hastalik, kusma, atesli hastaliklar ve ishal gibi
durumlarda, yüksek diyet lifi içeren beslenmelerde daha fazla sivi
almak gerekir. Vücudumuzdaki sivi dengesini normal düzeyde tutmak için
mutlaka günde 8-12 su bardagi su için. Sivi aliminin sadece suyla
tamamlanmasi gerekmez. Süt, meyve suyu ve diger içeceklerin temeli de
sudur. Ancak kafein içeren kahve, çay ve diger içecekler sivi
gereksinimini karsilasa da uygun su kaynaklari sayilmazlar. Örnegin
kafeinli kahve içildiginde su alirsiniz ancak diüretik etkisinden
dolayi, daha fazla idrar çikisi yaparak sivi kaybedersiniz. Insanlar
vücut suyunun yüzde 10'unu kaybettiklerinde yasamlari tehlikeye girer,
yüzde 20'sini kaybettiklerinde ise ölüm kaçinilmazdir. Ortalama insan
vücudunda 38- 46 litre kadar su bulunur. Eger düsük kalorili ya da tek
besine dayali diyet yaparsaniz kasla birlikte su kitlenizi
kaybedersiniz. Içme suyundan birçok mineral saglariz. Flor minerali dis
minesinin sertleserek gelisiminde ve disleri çürümeye karsi korumada
görev alir. Flor ayni zamanda osteoporoz denilen kemik erimelerinin
önlenmesinde rol oynar. Sularin flor yogunlugu düsük olan yerlerde
uygun miktarda eklemeler yapilir. Burada önemli olan nokta çok fazla
flor tüketiminin de dislerde benek veya kahverengi lekelere neden
olabilecegidir. Böylesi durumlar, flor açisindan zengin suyun
tüketilmesinin yaninda ek olarak asiri miktarda flor kullanimi ile
olusabilmektedir.
Selahattin Dönmez
Anne Adayinin Az Su Içmesi Vücut Siskinligini Artiriyor
Sabah
Sanilanin aksine; hamilelik döneminde fazla su içmek degil, az su içmek
vücutta siskinlik ve su tutulumuna neden oluyor. Yeterli miktarda su
içen anne adayi; idrar yolu enfeksiyonlarindan, kabizliktan ve
hemoroidden korunuyor
Vehbi Koç Vakfi Amerikan Hastanesi Kadin Hastaliklari ve Dogum Uzmani
Op. Dr. Alper Mumcu, hamilelikte su ihtiyaciyla ilgili sorularimizi
yanitladi...
Hamilelikte su tüketimi diger dönemlere kiyasla artmali mi?
Hamilelikte
görülen bazi yakinmalarin üstesinden gelinmesi güç olabilir. Bunlardan
en önemlileri; kabizlik, idrar yolu enfeksiyonlari ve hemoroidlerdir
(basur). Yeterli sivi alimi diskinin yumusamasini saglayarak kabizligi
ve dolayisiyla hemoroid olusumunu engeller. Öte yandan su tutulumu ve
sislikler de çogu zaman rahatsizlik verici durumlardir. Bu yakinmalari
en aza indirmenin yolu da yeterli miktarda su içmekten geçer. Sanilanin
aksine; fazla su içilmesi su tutulumuna neden olmaz. Sivi alimi
basindan sonuna kadar hamileligin her döneminde son derece önemlidir.
Yeterli bir hidrasyon yani sivi alimi anne adayinin kendini enerjik
hissetmesine yardimci olmasinin yani sira cilt kurulugu gibi
problemlerin de görülmesini engeller. Ayrica yeterli sivi alindiginda
hem annenin hem de bebegin kanindaki elektrolit dengesi kolaylikla
saglanabilir. Hamilelikte salgilanan hormonlar kisinin sivilari
kullanim seklini degistirir. Hamileligin sonlarina dogru kan hacmi
yaklasik bir buçuk katina çikar. Hamilelik döneminde solunum yolu ile
akcigerlerden kaybedilen su miktari da gebelik öncesine göre daha
fazladir.
Hamilelik döneminde su tüketiminin yetersiz olmasi ne gibi saglik sorunlari dogurur?
Bebegin
içinde bulundugu amniyon sivisi her üç saatte bir kendini
yenilemektedir. Yetersiz su alimina bagli dehidrasyon durumunda amniyon
sivisinin miktari azalabilir. Hamilelikte dehidrasyonun bir baska
olumsuz etkisi de; erken dogum agrilaridir. Dehidrasyon durumunda
salgilanan bazi hormonlar dogum kasilmalarini baslatan hormonu taklit
ederek, erken dogum kasilmalarina neden olabilirler. Erken dogum
tehdidi tedavisinde ilk yapilan islemin; damar yolu açarak sivi
verilmesi oldugunun hatirlanmasi, sivi aliminin önemini belirtmek
açisindan dikkat çekicidir. Çogu zaman hafif kasilmalar sadece sivi
verilmesi ile kaybolur gider. Su vücudun tasima sistemidir. Besin
maddelerini ve oksijeni kan yolu ile bebege tasiyan sudan baskasi
degildir. Su ayni zamanda hamilelikte sik görülen ve erken dogum ile
düsüklere neden olabilen idrar yolu enfeksiyonlarinin önlenmesinde de
aktif rol alir. Yeteri kadar su içilirse idrar seyrelir ve enfeksiyon
olasiligi azalir.
Saglikli bir hamilelik için günde ne kadar su içilmeli?
Saglikli bir hamilelik geçirmek için günde en az 8-10 bardak
su içilmelidir. Anne adayi aktif çalisan bir kisiyse veya egzersiz
yapiyorsa, almasi gereken miktar biraz daha fazladir. Her bir saatlik
egzersiz için bir bardak fazla su içilmelidir. Meyve sulari günlük sivi
aliminda tercih edilebilecek içeceklerdir, ancak bunlarin fazla
miktarda kalori içerdigi unutulmamalidir. Su hiç kalori içermeyen nadir
maddelerdendir. Kahve, çay, kola gibi kafein içeren maddeler idrar
söktürücü etki gösterdiklerinden günlük sivi aliminda herhangi bir
deger tasimazlar. Bunlar alinan miktardan daha fazla idrar
çikartilmasina ve sonuçta su kaybina neden olurlar
Yoksa siz sukolik misiniz?
Sabah
Su içmenin sagliga sayisiz yararlari var ama limitsiz su tüketimi zararli etkilere yol açabiliyor
Saglikli yasamin sirri nedir? Bu soruyu ister dünyanin en ünlü
mankenlerine, isterseniz en önemli güzellik uzmanlarina sorun,
alacaginiz cevap bellidir: Günde en az sekiz bardak su içmek.
Uzmanlarin bu olmazsa olmaz kurali milyonlarca kadini sinirsiz su
tüketimi konusunda kendilerini zorlamalarina sebep oluyor. Bilhassa
isin içine saglik konusu gelince, insanlar vücut için yararli bir seyi
ne kadar çok ve ne kadar sik kullanirsak o kadar faydalaniriz
düsüncesinde oluyorlar. Bu da bir gün içinde bardaklar dolusu su
tüketimini tetikliyor. 32 yasindaki reklamci Sezen de sinirsiz su
tüketicilerinden. Eskiden birbuçuk litre su tükettigi zaman mutlu
oldugunu söyleyen Sezen, simdi ise günde en az iki litre su içmedigi
zaman rahatsiz oldugunu, panik yaptigini söylüyor. Birçok insanin
yeteri kadar su içmediginin yadsinamaz bir gerçek oldugu günümüzde,
vücudun susuz kalmasi ciddi saglik problemlerine yol açiyor. Fakat
katiksiz, saf bile olsa gereginden fazla sivi almak da vücudun
dengesini bozabiliyor. Vücuttaki minerallerin gereginden fazla
sulanmasi, sivi dengesini sarstigi gibi çesitli kalp rahatsizliklarina
ve hatta "ecstasy" kullanicilarinin yasadigi cigerlerin iflasina yol
açabilir.
Sadece Su Yetmez
Amerika'daki Saglikli Yasam Dernegi kurucusu olan doktor Peter
Mansfield de sadece saglikli bir vücuda sahip olmak için sinirsiz su
tüketiminin yeterli olmayacagini, hatta zarara bile yol açacagini
söyleyen diyetisyenlerden. Gün içinde vücuda yeterli kadar tuz
takviyesi yapilmadigi takdirde kendisini günde en az sekiz bardak su
içmek için zorlayan insanlarin zaman kaybettigini söyleyen Mansfield,
diyet yapan insanlarin suyu diyetlerinin ana maddesi olarak belirleyip
hiç tuz almamalari durumunda vücudun ciddi bir su kaybi ile
karsilasacagi konusunda uyarida bulunuyor. Su kaybi da kan basincinin
düsmesine, krampa ve soluk bir tene yol açiyor.
Yiyecek ve içecek sayesinde alinan sodyum (tuz) vücudu terleme ve
tuvalet yoluyla terk ediyor. Birçok doktorun fazla tuz tüketiminin
özellikle yasli kisilerde yüksek tansiyona neden oldugunun altini
çizmesi üzerine günümüzde, diyet yapanlarin çok az ya da hiç tuz
almadiklarini söyleyen Mansfield, bunun yanlis bir aliskanlik oldugunu
belirtiyor. Her gün alinacak bir çay kasigi tuzun vücuda ekstra sivi
katkisi yapacagini söyleyen Mansfield, böylece vücudun da susuzluk
tehlikesi yasamayacagini belirtiyor.
Suyun Temizligi
Su içmenin vücut için yadsinamaz bir ihtiyaç olmasinin yani sira
içilen suyun kalitesi ve temizligi de saglik için oldukça önemli.
Içtigimiz bir bardak su, aralarinda böcek zehiri ve antibiyotigin de
oldugu 800'den fazla kimyasal madde içeriyor. Dolayisiyla ne kadar çok
su içersek vücudumuz bu kimyasallara karsi o kadar bagisiklik
kazaniyor. Fakat bizim içtigimiz su ile kaynaktan çikan dogal su biraz
farkli. Içtigimiz musluk suyu bize gelene kadar 57 ayri temizlik
testinden geçiyor. Özellikle büyük sehirlerde musluk suyunun yerini
alan sise sular ise 15 teste tabi tutulurken özellikle plastik
siselerin kendisi hormonal dengelere zarar veren zehirli kimyasallar
içerebiliyor. Günde içilecek sekiz bardak suyun ve de yeterli miktarda
tuz aliminin önemi kadar musluk suyunun mu yoksa sise suyun mu tercihi
de tartisma konusu. Birçok insandaha ucuz oldugu için musluk suyunu
tercih ederken, bazilari da suyun içinde bulundugu sisenin kimyasal
zararlarina ragmen suyun kendisinin daha temiz oldugunu düsünerek sise
suyunu tercih ediyor.
Ne Kadar Su Yeterli ?
Yeteri kadar su içip içmediginizi, idrarinizin rengine bakarak
anlayabilirsiniz. Eger idrariniz açik sari ise bu yeteri kadar su
aldiginizi gösterir. Idrariniz koyuca bir renkte ise bu durum daha
fazla su tüketmenizin göstergesidir. Yeteri kadar sivi alip
almadiginizi ise küçük bir testle ölçebilirsiniz. Elinizin üst tarafini
bir-iki saniye çimdikleyin ve birakin. Eger çimdiklediginiz bölge hemen
eski haline dönüyorsa bu vücudunuzdaki sivi oraninin yeterli oldugunu
gösterir.
Biliyormusunuz ?
Çay, kahve veya diger alkolsüz içeceklerin hiçbiri, suyun, meyve
sularinin veya bitki çaylarinin alternatifi olamadiklari gibi, bu
sivilar insani daha çok susatiyorlar. Buzlu su metabolizmaya zarar
veriyor. Yemek sirasinda çok miktarda su tüketimi yemeklerin
hazmedilmesini önledigi gibi, vücudun ihtiyaci olan proteinleri ve
mineralleri emmesine engel oluyor. Spor yapanlarin antremanlarinin
ardindan daha fazla su içmesi gerekiyor. Ancak her spor farkli su
tüketimine yol açiyor. Kosu veya bisikletle ugrasan insanlar
antremanlarindan sonra iki ya da üç litre, maraton kosuculari ise en az
5 litre su içmeleri sart.
7 Milyon Kisi 'Sudan' Ölüyor
Sabah
Dünya,
''22 Mart Dünya Su Günü''nü kutlarken, yapilan arastirmalar, bugün 2,3
milyar kisinin saglikli suya hasret oldugunu, yilda 7 milyon kisinin
ise suyla ilgili hastaliklardan hayatini kaybettigini gösteriyor.
Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Ahmet Apaydin'in Birlesmis
Milletler,çesitli uluslararasi su kuruluslari ve kendi deneyimlerini
harmanlayarak yaptigi çalisma, konuyla ilgili ilginç fakat ''ürkütücü
ve vahim'' bir resim ortaya koyuyor.
Dogal kaynaklar arasinda belki de en özel yere sahip, yüksek
kaliteli bir yasamin sürdürülebilmesi, ekonomik ve sosyal gelisme için
en önemli madde olan su, gelecekte insanlik için çok önemli bir sorun
olacak gibi görünüyor.
DÜNYA SU REZERVI
Dr. Apaydin'in çalismasina göre, Dünya su rezervinin tahmini
konusunda yapilan güncel çalismalardan IHP-IV UNESCO projesinde
dünyadaki 2 bin 500 adet hidroloji istasyonuna ait veriler
kullanilarak, dünyadaki su potansiyeli bölge bölge hesaplandi. Bu
çalismaya göre, dünya yenilenebilir su rezervi, yillik yaklasik 42
trilyon 750 milyar metreküp (m3) düzeyinde bulunuyor.
IHP-IV UNESCO projesine göre, dünyadaki asiri nüfus artisi
nedeniyle kisi basina düsen su miktari azaldi. Özellikle 1970-1994
yillari arasinda kaydedilen hizli nüfus artisi nedeniyle kisi basina
düsen yillik su miktari 12 bin 900 m3 'den 7 bin 600 m3 'e indi.
Dünyada hem bugünkü su kullanimini belirleyen hem de gelecekle ilgili
tahminler yapilan IHP-IV UNESCO Projesi'negöre, 1995 yili itibariyle
dünyada tüketilen su miktari 2 bin 70 kilometreküp. Bu miktarin
yaklasik yüzde 85'i tarimsal sulamada tüketiliyor.
Dünyada sulanan toplam tarimsal alan 253 milyon hektar civarinda
ve bu miktarin 2010 yilinda 290 milyon hektara, 2025 yilinda ise 330
milyon hektara çikacagi tahmin ediliyor.
HIZLI NÜFUS ARTISI EN BÜYÜK TEHDIT
1950 yilinda 2,5 milyar olan dünya nüfusunun 40 yilda ikiye
katlanarak 5 milyar olduguna, 1999 yili sonunda ise 6 milyara
ulastigina isaret edilen çalismaya göre, tahminler, dünya nüfusunun
2025 yilina kadar 8 milyarin üzerine çikacagini gösteriyor.
Bu hizli nüfus artisi, kisi basina düsen su miktarinin neden
gittikçe azaldigini ve gelecek için ne derece tehlikeli sinyaller
verdigini açikça ifade ediyor.
Suyla ilgili konferanslarda ve diger toplantilarda dile
getirilen rakamlarin ''dehset verici'' oldugu belirtilen çalismaya
göre, yaklasik 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksun ve az
miktardaki suyu da ilkel ve güç kosullarda elde ediyor.
2,3 milyar kisi saglikli suya hasret ve yilda 7 milyon kisi su
ile ilgili hastaliklardan ölüyor. Ayrica, 800 milyon kisi gida
yetersizligi ile karsi karsiya ve en önemlisi de dünyadaki akarsularin
yaklasik yarisi ciddi boyutta kirlenmis durumda.
2025 yili itibariyle dünya nüfusunun üçte ikisi (5 milyar kisi)
su sikintisi yasayacak, bunun 1 milyardan fazlasi açlikla karsi karsiya
kalacak. Yapilan çalismalar dünyadaki yer alti ve yerüstü su
rezervlerinin önümüzdeki yüzyillarda insan ve diger canlilar için
yeterli oldugunu gösteriyor, ancak bölgelerarasi dengesizlikler, asiri
nüfus artisi, ekonomik geri kalmislik ve kirlilik insanligin önünde
önemli sorunlar olarak duruyor.
ÖNLEMLER
Su kaynaklarinin korunmasi ve akilci bir sekilde kullanilmasi
konusunda alinmasi gereken önlemlerin önünde fiziksel, mali, hukuksak,
teknik, politik engeller ve sinirlamalar bulunduguna isaret edilen
çalismaya göre, uzmanlar dünya su kaynaklariyla ilgili ulusal ve
uluslararasi sorunlarin nedenlerini ekonomik kalkinma politikalari
içinde dogal kaynaklar ve çevre konusundaki politikalarin yetersiz ve
yanlis olusuna dayandiriyorlar.
TÜRKIYE'DEKI DURUM
Dr. Apaydin'in çalismasina göre, su zengini bir ülke olmayan
Türkiye bu ortamda yeralti ve yerüstü su kaynaklarini entegre su
yönetimi anlayisi içinde degerlendirmeli, kisa, orta ve uzun vadeli su
politikalari olusturarak hayata geçirmeli. Bunun için içilebilir suya
kavusmanin her yurttas için insani bir hak, bunu saglamanin da devlet
için bir görev oldugu anlayisiyla, su kaynaklarinin güçlendirilmis ve
etkinlestirilmis bir kurumsal yapi (Devlet Su Isleri) eliyle tek elden
yönetilmesi, su kaynaklariyla ilgili mevzuatin günün kosullarina göre
revize edilmesi gerekiyor. (AA)
Dünyada Temiz Su Kaynagi Kalmayacak
Milliyet
Dünyada 1 milyardan fazla insan için 'güvenli içme suyu' bulmak sorun. 2.5 milyar insan aritma hizmetinden yoksun...
ANKARA
DÜNYADA 1 milyardan fazla insanin güvenli içme suyu,
2.5 milyar insanin da güvenli aritma hizmetlerinden yoksun oldugu
bildirildi. Dünya Su Günü nedeniyle yazili açiklama yapan Çevre
Mühendisleri Odasi Baskani Cihan Dündar, yüzyilin en önemli
sorunlarindan birinin, temiz su kaynaklarinin hizla azalmasi, suya
erisimin zorlasmasi ve su yoksullugunun giderek artmasi oldugunu
belirtti. Cihan Dündar açiklamasinda, kaynaklarin yönetimi konusundaki
kötü politikalari da elestirdi.
Savas 1 Kisiyi Su 10 Kisiyi Öldürüyor !
Aksam
Birlesmis Milletler 2003'ü 'Dünya Su Yili' ilan etmisti. Her yil
dünyada savas nedeniyle ölen her 1 insana karsilik, su yoluyla bulasan
hastaliklar nedeniyle 10 kisinin ölüyor olmasi, isin boyutunu ortaya
koyuyor.
Türkiye'nin önümüzdeki 25 yilda temiz su sikintisiyla karsi
karsiya kalabilecek. Temiz, içilebilir su kaynaklarini koruma konusunda
gerekli özeni göstermeyen Türkiye'nin, mevcut nüfus artisiyla, su
kaynaklari tahrip edilmemis olsa dahi, 2030 yilina dogru temiz su
sikintisi tehdidi altinda. Içinde bulundugumuz savas ortaminin insanlik
için çok üzücü sonuçlar verecegi yadsinamaz bir gerçek. Ancak
istatistikler, dünyada savas nedeniyle ölen her 1 insana karsilik, su
yoluyla bulasan hastaliklar nedeniyle 10 kisinin öldügünü ortaya
koyuyor. Bu durum en az savas kaygi verici. Türkiye'nin gelecek
kusaklara saglikli ve yeterli su birakabilmesi için kaynaklarini çok
iyi korumasi ve akilci kullanmasi gerekiyor. Her yil 5 milyon insan su
yoluyla bulasan hastaliklardan yasamini yitiriyor. 2050 yilinda dünya
nüfusunun 10 milyar 600 milyon kisiye ulasmasi bekleniyor. Sinirli su
kaynaklari daha da yetersiz hale gelecek. Türkiye bunlari bilerek bir
strateji belirlemeli ve bunu uygun planli bir çalisma yürütmeli. Thames
Water olarak bilgi birikimi ve deneyimlerimizi Türkiye'nin hizmetine
sunmaya haziriz.
Hastaliklarin yüzde 80'i su kaynakli
Ihtiyaci karsilayacak düsük maliyetli ve teknik sorunlari
olmayan projeler için finansmana ihtiyaç var. Endüstriyel
faaliyetlerden kaynaklanan kati-sivi atiklar, yüzeysel sulari ve
yeralti sularini kirletiyor. Su talebini yönlendirici ve suyun
kalitesinikorumaya yönelik saglam politikalara ihtiyaç var. Bu noktada,
hükümet politikalari ve diger uluslararasi önlemler kadar Thames Water
gibi alaninda uzman sirketlerin birikimlerinden yararlanilmasi da önem
tasiyor.
Gelismekte olan ülkelerde görülen hastaliklarin yüzde 80'inin
kirli su tüketiminden kaynaklaniyor olmasi, Dünya Su Günü'nün, bir
kutlama degil, uyari günü haline gelmesine neden oluyor. Dünyada 1
milyar 400 milyon kisi, içilebilir-temiz suya ulasamiyor. 2 milyar 500
milyon insan ise kisisel temizlik ve hijyen için yeterli su bulamiyor.
Dünya nüfusunun yarisi, su aritma sistemlerinden mahrum. Birlesmis
Milletler ve Dünya Saglik Örgütü'ne göre, gelismekte olan ülkelerde
görülen hastaliklarin yüzde 80'i kirli su tüketiminden kaynaklaniyor.
Iste bu rakamlar içilebilir suyu, dünya gündemine insanlik için önemli
bir tehdit ve tehlike olarak tasiyor.
Her yil 5 milyon insan su yoluyla bulasan hastaliklardan
yasamini yitiriyor. Bu sayi her yil savaslar sebebiyle hayatini
kaybeden insanlarin sayisinin 10 kati. Herhangi bir anda, tüm dünyadaki
hastanelerdeki yataklarin yarisini, suyla ilgili hastaliklardan
mustarip hastalar dolduruyor. Afrika ve Asya'daki kadinlarin suya
ulasabilmek için her gün kat ettikleri mesafe ortalama 6 kilometre 2025
yilinda dünya nüfusunun üçte ikisi, yani 3 milyar 500 milyon kisi su
sikintisi çekilen ülkelerde yasiyor olacak. Bunun sebebi, su
tüketiminin nüfus artisinin 3 katina ulasmasi.
Bugün, dünya nüfusunun yüzde 40'i su sikintisi içinde yasiyor.
Küresel isinma nedeniyle, tüm dünyada deniz seviyesi yükseliyor, dünya
ormanlarinin yüzde 2.4'ü 1990'li yillarda tahrip edildi. Sanayilesme,
su kullanimini artiriyor. Sanayilesmis ülkelerde günlük kisi basina
düsen su kullanimi 120 litre iken sanayilesmis toplumlarda 500-600,
hatta 1000 litreye çikabiliyor.
Evren KÖPRÜLÜ
Dogadaki sifa; 'SU'
Aksam
Böbrek hastaliklari riskinin azaltilmasinda doganin sundugu hayati sivi
olan suyun önemli ölçüde etkisi var. Uzmanlar, az miktarda sivi
alanlarda böbrek tasi riskinin arttigini belirtiyor...
Böbrek, idrar yolu, mesane, prostata ait hastaliklarin seyrinde,
enfeksiyon ve kanamanin kontrolünde, böbrek foksiyonunun korunmasinda
suyun çok büyük rolü var. I.Ü Istanbul Tip Fakültesi Üroloji Ana Bilim
Dali Ögretim Üyesi Prof. Dr. Tarik Esen, az sivi aliminin tas olusma
riskini arttirdigina dikkat çekerek, idrari günde 1 litrenin altina
düsenlerin hayati boyunca tas riskiyle karsilasacagini kaydetti. Esen,
suyun ürolojik hastaliklarin tedavisindeki önemini söyle siraliyor:
Bir böbregin alinmasi gerektigi ameliyatlar oldugunda diger böbrek sivi destegiyle kamçilaniyor
Böbrekte olabilecek fonksiyon kaybini en aza indirmek amaçlaniyor
Idrar yolu enfeksiyonu ya da kanamasini su ile tek basina kontrol etmek mümkün
Sikça rastlanan 'Sistit'in tedavisinde en önemli ilaç su
Bir tas kanamasini su içerek seyreltebilir, bizim için önemli olmaktan
uzaklastirabiliriz. Suyun idrar yolu taslarinin düsürülmesi sirasinda
önemli yeri var
Esen, ideal suyun özelliklerin söyle belirtti: 'Düsük sodyum,
oksalat, yüksek sitrat, magnezyum, normal oranda kalsiyum içermeli.'
Çocuklara su içirin
Uzmanlar, çocuklarin sivi tüketimine ailelerin dikkat etmesi
gerektigini belirtiyor. Su içme aliskanligi 3 yasina kadar
sekilleniyor. Yeterli oranda sivi alinmadiginda hazirlayici neden varsa
risk faktörü olusuyor. Çocuklarin içecegi su, yas grubuna göre
degisiyor.
Genelde kilo basina 100 cc kadar veriliyor. 10 kiloya kadar su ihtiyaci 1 litreye ulasiyor...
Sinem Eminoglu
14 günde 8 kilo verin
Tatile gitmenize iki hafta kaldi ve size rahatsizlik veren birkaç
kilonuzdan hemen kurtulmak istiyorsunuz! Iste size 14 günde 8 kilo
verdirecek bir diyet
Metobolizma hiziniza göre, bu diyetle 14 günde 4 ila 8 kilo
verebilirsiniz. Asagida verecegimiz 1 haftalik örnek mönüyü iki hafta
üst üste uygulayarak zorlanmadan kilo kaybedeceksiniz. Hele bir de
üstüne günde yardim saat tempolu yürüyüs ya da egzersiz yaparsaniz,
vücudunuzun kisa zamanda sekle girdigini de göreceksiniz.
Ayrica günde 2 litre su içmeyi de ihmal etmeyin ve ögün
atlamayin. Özellikle ara ögünleri hafife alip atlamamaya dikkat edin,
hedefe ancak böyle ulasirsiniz.
1. GÜN
Kahvalti
1 kase yulaf ezmesi
-
1 kase çilek
-
1 su bardagi süt
ARA ÖGÜN
ÖGLE
ARA ÖGÜN
AKSAM
2. GÜN
Kahvalti
ARA ÖGÜN
1 adet portakal
-
1 kase diyet yogurt
-
5 adet büyük çilek
ÖGLE
ARA ÖGÜN
AKSAM
2 küçük izgara balik
-
Yarim kase yagsiz pilav
-
5 yaprak marul
-
1 adet seftali
-
1 su bardagi yagsiz süt
3.GÜN
Kahvalti
ARA ÖGÜN
ÖGLE
ARA ÖGÜN
AKSAM
1 tabak izgara tavuk
-
Marul salatasi
-
2 adet kivi
-
1 dilim karpuz
-
2 küçük kurabiye
-
1 su bardagi yagsiz süt
4. GÜN
Kahvalti
2 ince dilim kek
-
Yarim muz
-
1 su bardagi yagsiz süt
ARA ÖGÜN
ÖGLE
ARA ÖGÜN
AKSAM
5 adet midye
-
1 adet haslanmis patates
-
1 kase ispanak
-
1 top meyveli dondurma
-
1 litre su
5. GÜN
Kahvalti
ARA ÖGÜN
ÖGLE
ARA ÖGÜN
AKSAM
6. GÜN
Kahvalti
ARA ÖGÜN
1 bardak elma suyu
-
2 adet etimek
ÖGLE
ARA ÖGÜN
1 fincan bitki çayi
-
5 adet kraker
AKSAM
1 adet hamburger
-
1 tabak patates salatasi
-
1 top dondurma
7. GÜN
Kahvalti
ARA ÖGÜN
< |